Mart 28th, 2011
SUYUN TEDAVİ GÜCÜ!
YÜRÜME GÜÇLÜĞÜ ÇEKENLERE: SU İÇİ TREADMİLL TEDAVİSİ!
PROF. DR. TUNÇ ALP KALYON: ‘‘HASTALARI SU İÇİNDE KOŞU BANDINDA
YÜRÜTEREK TEDAVİ EDİYORUZ’’
‘‘HİDROTERAPİ (AKUATİK REHABİLİTASYON) TÜRKİYE’DE FAZLA
BİLİNMİYOR’’
Suyun tedavi gücü tarihin çok eski dönemlerinde keşfedilerek, hastalıklardan korunma ve şifa amacıyla kullanılmış…
Kaplıca merkezlerinde çok sayıda insan rahatlamak veya hastalıklarını tedavi etmek amacıyla suyun şifalı etkisinden yararlanmakta.
Günümüzde fizik tedavi ve rehabilitasyonda su, pek çok hastalığın tedavisinde önemli yer tutmakta.
Bu yazinin devamini okumak icin tiklayiniz »
Posted in SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN | No Comments »
Ocak 6th, 2010
Prof. Dr. Tunç Alp KALYON
İNME (FELÇ) NASIL OLUŞUR?
Beynimizde iki yarımküre vardır. Bunlardan sağ taraftaki sol kol ve bacağımızın, sol taraftaki ise sağ kol ve bacağın hareketleriyle birlikte konuşma yeteneğimizden sorumludur. Bu bölgelere gelen kan akımının herhangi bir nedenle bozulması sonucunda vücudun bir yarısında kol ve bacaktaki felçle birlikte başka bir takım sorunlar da ortaya çıkar ve buna inme adı verilir. İnmeye yol açan damar olayları genellikle iki türde olup :
Bu yazinin devamini okumak icin tiklayiniz »
Posted in SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN | No Comments »
Eylül 29th, 2009
OMURİLİK NEDİR ?
Omurilik beynin uzantısı olan sinir yolları demetidir ve ense kökünden başlayarak bel bölgesine kadar uzanır. Çok önemli ve kritik görevleri olan sinir yapıları içermesinden dolayı omurganın ortasındaki kanaldan aşağı doğru iner ve böylece bir taraftan vücudun hareketlerine göre şekil değiştirirken, diğer taraftan darbelere karşı korunmuş olur. Omuriliğin boyu, omurgadan kısa olduğu için, insanlarda 1. ve 2. bel omuru hizasında sona erer; buradan itibaren kuyruk sokumuna kadar giden kanal içinde atkuyruğu şeklindeki sinir uzantılarıyla devam eder. Omuriliğin en önemli görevi, beyinden gelen duyu ve hareket komutlarını kol ve bacaklara iletmektir. Aynı şekilde gövde, kol ve bacaklardan gelen uyarıların da beyne ulaşmasını sağlar . Sinirlerdeki ve omurilikteki iletim görevleri çok hızlı bir şekilde yapıldığından günlük yaşantımız sırasında hiç sıkıntı çekmeden gerekli tüm hareketleri yapabiliriz .
Omurilik yaralanması nedir ?
Omurilik, kemik kanalın içinde korunaklı bir durumda olduğu halde, düşme, çarpma, ezilme veya kırık gibi travmalardan zarar görebilir ve bunun sonucunda “omurilik yaralanması” dediğimiz durum ortaya çıkar. Omurilikteki sinir hücreleri çok duyarlı olduğu için özellikle omurga kırıkları sonucunda çevreye bası yapan keskin kemik kısımlardan etkilenir ve hasara uğrar. Böylece beyinden gelen duyu ve hareket iletilerinin, o seviyenin altındaki vücut kısımlarına ulaşmasını engelleyen yalıtkan bir tabaka oluşur. Omurilik hasarı bel ve göğüs kısımlarında ise her iki bacakta birden kuvvet kaybı olur ve buna “parapleji” adı verilir. Omurilik hasarı boyun bölgesinde ise hem kollarda hem de bacaklarda kuvvet ve hareket kaybı görülebilir ve “tetrapleji” olarak adlandırılır.
Bu yazinin devamini okumak icin tiklayiniz »
Posted in SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN | No Comments »
Temmuz 9th, 2009
Prof. Dr. Tunç Alp KALYON
1960’lı, 70’li yıllarda özgürlük simgesi haline gelen hippi’leri konu alan ünlü “Hair “ müzikalinin ana teması “Let the sunshine in” şarkısı “Bırak Güneş ışığı içeri girsin”diyordu. Çağımızın getirdiği acımasız rekabet ortamında, günlük çalışma ve uğraşlar uğruna zamanımızın çoğunu kapalı mekanlarda geçirmeye başladığımızdan, bu şarkının sözleri daha bir anlam kazanmaya başladı. Bizler dört duvar arasında sıkışıp kalırken çocuklarımız da açık havada oynanan oyunları unuttular, TV ya da bilgisayar ekranlarının karşısından ayrılmaz oldular. Eskiden cıvıl cıvıl çocuk seslerinin geldiği sokaklarda artık yalnızca araba homurtuları ve korna sesleri var.
Bu durumun bize nelere mâl olduğunu düşündünüz mü hiç? Geçmek bilmeyen sırt ağrıları, uyku düzensizlikleri, sürekli gerginlik ve kaygılanma, baş ağrısı, isteksizlik ve hepsinden önemlisi sürekli yorgunluk, bitkinlik hali. Sabah işe ya da okula başlarken dahi kendini yorgun ve uykusuz hisseden insanın ne denli verimli olabileceği tartışmalı kuşkusuz..Çağdaş teknolojinin getirdiği olanakları ve konforu hızla kullanan ve tüketen insanoğlu, bir noktadan sonra bunun olumsuz yansımalarıyla karşı karşıya gelmiş durumda.
Bu yazinin devamini okumak icin tiklayiniz »
Tags: Daylight Deficiency Syndrome, Yeni etiket ekle
Posted in SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN | No Comments »
Haziran 10th, 2009
(*)Prof. Dr. Tunç Alp KALYON
Bir rehabilitasyon hekimi olarak bizi en fazla üzen olguların başında , derinliği fazla olmayan sulara “balıklama “ atlayışlar yüzünden oluşan omurilik felçleri gelmektedir. Bütün uyarılarımıza rağmen, her yıl çok sayıda yeni olguyla karşılaşmamız, sorunun önemini ortaya koymaktadır. Sığ suya atlamak çok tehlikelidir; nedenine gelince :
Bu yazinin devamini okumak icin tiklayiniz »
Posted in SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN | No Comments »
Mart 18th, 2009
Prof. Dr. Tunç Alp KALYON (*)
Osteoporoz, kemik kütlesinde azalma ve kırık riskinin artmasıyla karakterize bir rahatsızlıktır. Menopoz sonrasında ve yaşlılık döneminde kişinin yaşam kalitesini ve hareketliliğini önemli ölçüde etkileyebilir. Halk arasında bu rahatsızlık için kullanılan ” kemik erimesi” deyimi aslında doğru bir tanımlama değildir; osteoporozda kemikte erime olmaz. Buna karşılık, kemiğin dokusunu oluşturan ve adeta betonarme bir binanın demir iskeletine benzeyen organik çatı içindeki minerallerin yıllar içinde azalması söz konusudur. Bu minerallerin en önemlisi kalsiyumdur. Bu yazinin devamini okumak icin tiklayiniz »
Posted in YARARLI BİLGİLER | No Comments »
Mart 18th, 2009
Prof. Dr. Tunç Alp KALYON’un anılarının yer aldığı kitap çıktı. KİTAPLARIM sayfasında bilgi bulabilirsiniz.
Posted in Güncellemeler | No Comments »
Mart 18th, 2009
Fotoğraf Sergisi sayfası Aralık 2008 de yenilenmiştir.
Posted in Güncellemeler | No Comments »
Ocak 20th, 2009
Prof. Dr. Tunç Alp KALYON
Vücudun çeşitli yerlerinde, uzun süreli basıya maruz kalma sonucu ortaya çıkan yaralara
“Bası Yaraları “ adı verilir. Yatak Yarası veya Dekübitis Ülserleri olarak da adlandırılan bu yaralar, deri ve derialtı dokularının uzun süreli basınç altında kalmasıyla ortaya çıkar ve deri altı dokusunun nispeten az olduğu kemik çıkıntılarının üzerindeki vücut kısımlarında daha çok görülür. Bası yaraları, yatağa bağımlı hastalarda sık rastlanır ve tedavi masraflarını artırmanın yanı sıra hastanın yaşam kalitesinin bozulmasına, tedavisinin gecikmesine, rehabilitasyonun aksamasına ve hatta ölüme neden olabilir. Bu yazinin devamini okumak icin tiklayiniz »
Posted in SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN | No Comments »
Kasım 25th, 2008
Prof. Dr. Tunç Alp KALYON
Tıbbi ve fiziksel rehabilitasyonun başlıca amacı , hastalık ya da kaza nedeniyle ağır şekilde sakatlanmış bir kişiyi, başkasının yardımına gereksinim duymadan, kendi işini kendi görebilecek duruma getirmek, günlük işlerinde bağımsızlığa kavuşturmak ve yaşam kalitesini yükseltmektir. Ancak çoğu kez, bu amaca ulaşmak için bir takım yardımcı araçlara gerek duyulabilmektedir. Kendi kendine yardım araçları içinde en çok kullanılanlardan biri tekerlekli iskemlelerdir (Tİ).
Bu yazinin devamini okumak icin tiklayiniz »
Posted in YARARLI BİLGİLER | 1 Comment »