GENÇLER DİKKAT ! SIĞ SUYA ATLAMAYIN

Haziran 10th, 2009

(*)Prof. Dr. Tunç Alp KALYON

Bir rehabilitasyon hekimi olarak bizi  en fazla üzen olguların başında , derinliği fazla olmayan sulara “balıklama “ atlayışlar  yüzünden oluşan omurilik felçleri gelmektedir.  Bütün uyarılarımıza rağmen, her yıl çok sayıda yeni olguyla karşılaşmamız, sorunun önemini ortaya koymaktadır.  Sığ suya atlamak çok tehlikelidir;  nedenine gelince :

Bu yazinin devamini okumak icin tiklayiniz »

OSTEOPOROZ KEMİK ERİMESİ DEĞİLDİR

Mart 18th, 2009

Prof. Dr. Tunç Alp KALYON (*)

Osteoporoz, kemik kütlesinde azalma ve kırık riskinin artmasıyla karakterize bir rahatsızlıktır. Menopoz sonrasında ve yaşlılık döneminde kişinin yaşam kalitesini ve hareketliliğini önemli ölçüde etkileyebilir. Halk arasında bu rahatsızlık için kullanılan ” kemik erimesi” deyimi aslında doğru bir tanımlama değildir; osteoporozda kemikte erime olmaz. Buna karşılık, kemiğin dokusunu oluşturan ve adeta betonarme bir binanın demir iskeletine benzeyen organik çatı  içindeki   minerallerin yıllar içinde azalması söz konusudur. Bu minerallerin en önemlisi kalsiyumdur. Bu yazinin devamini okumak icin tiklayiniz »

KİTAP DUYURUSU

Mart 18th, 2009

Prof. Dr. Tunç Alp KALYON’un anılarının yer aldığı kitap çıktı. KİTAPLARIM sayfasında bilgi bulabilirsiniz.

FOTOĞRAF SERGİSİ

Mart 18th, 2009

Fotoğraf Sergisi sayfası Aralık 2008 de yenilenmiştir.

İNME NEDİR, TEDAVİ VE KORUNMA PRENSİPLERİ NELERDİR?

Şubat 12th, 2009

Prof. Dr. Tunç Alp KALYON

Beyin damarlarının aniden tıkanması veya kanaması sonucunda vücudun sağ veya sol yarısında ortaya çıkan felç tablosu, inme veya yarım felç olarak adlandırılır. Ortalama yaşam sürelerinin uzamasıyla birlikte, bu  rahatsızlık  daha fazla görülmeye başlanmıştır.  Ülkemizde her yıl 70-80 bin yeni inme vakası olduğu tahmin edilmektedir.  Daha çok ileri yaşlarda görülmekle birlikte, 15- 45 yaş grubundaki kişilerde de olabilmektedir.

Bilindiği gibi beynimizde iki yarımküre vardır. Bunlardan sağ taraftaki sol kol ve bacağımızın, sol taraftaki ise sağ kol ve bacağın hareketleriyle  birlikte konuşma yeteneğimizden sorumludur.  Bu bölgelere  gelen kan akımının bozulmasına ve dolayısıyla   inmeye yol açan damar olayları iki tipte incelenir:

Bu yazinin devamini okumak icin tiklayiniz »

BASI YARALARI

Ocak 20th, 2009

Prof. Dr. Tunç Alp KALYON

Vücudun çeşitli yerlerinde, uzun süreli basıya maruz kalma sonucu ortaya çıkan yaralara
“Bası Yaraları “ adı verilir. Yatak Yarası veya Dekübitis Ülserleri olarak da adlandırılan bu yaralar, deri ve derialtı dokularının uzun süreli basınç altında kalmasıyla ortaya çıkar ve deri altı dokusunun nispeten az olduğu kemik çıkıntılarının üzerindeki vücut kısımlarında daha çok görülür. Bası yaraları, yatağa bağımlı hastalarda sık rastlanır ve tedavi masraflarını artırmanın yanı sıra hastanın yaşam kalitesinin bozulmasına, tedavisinin gecikmesine, rehabilitasyonun aksamasına ve hatta ölüme neden olabilir. Bu yazinin devamini okumak icin tiklayiniz »

TEKERLEKLİ İSKEMLE

Kasım 25th, 2008

Prof. Dr. Tunç Alp KALYON

Tıbbi ve fiziksel rehabilitasyonun başlıca amacı , hastalık ya da kaza nedeniyle ağır şekilde sakatlanmış bir kişiyi, başkasının yardımına gereksinim duymadan, kendi işini kendi görebilecek duruma getirmek, günlük işlerinde bağımsızlığa kavuşturmak ve yaşam kalitesini yükseltmektir. Ancak çoğu kez, bu amaca ulaşmak için bir takım yardımcı araçlara gerek duyulabilmektedir. Kendi kendine yardım araçları içinde en çok kullanılanlardan biri tekerlekli iskemlelerdir (Tİ).

Bu yazinin devamini okumak icin tiklayiniz »

SPORDA ANİ ÖLÜMLER VE SEBEPLERİ

Ekim 31st, 2008

Yıllardır yapılan araştırmalar, düzenli sporun kalp hastalıklarının, özellikle de kalp krizinin önlenmesinde çok önemli bir faktör olduğunu göstermektedir. Dünya sağlık kuruluşları tarafından tavsiye edilmesine rağmen, gözlemlere göre egzersize alışkın olmayanlarda yoğun bir programa başlamak, ani ölüm ve kalp krizine sebep olmaktadır.
Son yıllarda, yoğun fiziksel egzersiz sonrası görülen ani ölüm sayısında artış dikkati çekmektedir. Bu yazinin devamini okumak icin tiklayiniz »

TIBBİ REHABİLİTASYON

Eylül 22nd, 2008

Rehabilitasyon, İngilizce kökenli  ” rehabilitate ” fiilinden türemiş  olup, yeni alışkanlıkların kazandırılması veya yeni bir duruma  adaptasyonun sağlanması anlamına gelen bir  terimdir.

Ancak günümüzde rehabilitasyon bu dar   anlamda çok ötesine geçmiş,  çağdaş tıbbın kazandırdığı yeni olanaklar ve sosyal  gelişmelerin paralelinde, çok geniş  bir kapsama ulaşmıştır.   20. yüzyılda art arda çıkan iki  dünya savaşından sonra   çok sayıda sakat ve yaralının geride kalması, başta polio olmak üzere sakat bırakıcı bazı salgın hastalıkların  ortaya çıkması, buna karşılık gelişen tıpsal olanaklarla yaşam süresinin uzatılmasıyla birlikte kişisel özgürlük ve bağımsızlık fikirlerinin gelişmesiyle birlikte  rehabilitasyon tıbbının önemi  daha iyi anlaşılmıştır. Bu yazinin devamini okumak icin tiklayiniz »

BEDENİMİZİ KORUYALIM

Eylül 22nd, 2008

İnsan bedeni, doğuştan gelen özellikleri itibariyle sürekli hareket etme ihtiyacındadır.

20. yüzyıla gelinceye kadar bu yapının gereği,  insanlar sürekli hareket halinde olmuş, birçok iş için kendi kas güçlerini kullanmak zorunda kalmışlardır. Ancak günümüzde mekanik ve elektronik sistemlerin çok gelişmiş olması nedeniyle, bedensel gereksinimi giderek azalmağa başlamıştır.  Artık zamanımızın çoğunu masa başında oturarak veya televizyon - bilgisayar karşısında hiç hareket etmeden geçirmekte, çok kısa mesafelerde dahi yürüyerek gitme yerine araba kullanmayı tercih etmekteyiz. Bu durumun kaçınılmaz bir sonucu olarak hareket azlığına bağlı bedensel problemler ve sağlık sorunları çıkmağa başlamış, hareketsizlik insan sağlığını tehdit eden, yaşamı riske sokan bir problem halini almıştır.
Bu yazinin devamini okumak icin tiklayiniz »